sayfa içeriği
    • www.askerihukuk.net
    • Türk Askeri hukuku ile ilgili konularda bilgi sunumu
    • www.askerihukuk.net
    • Türk Askeri Hukuku ile ilgili hususlarda bilgi sunumu
BÖLÜMLER
Saat
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.78805.8112
Euro6.50886.5348
Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam44
Toplam Ziyaret1065869
Resimli özlü sözler

Hava Durumu
Anlık
Yarın
10° 13° 8°
Takvim
Açılış sayfan yap - ekle

 

Açılış Sayfam Yap

 Sık Kullanılanlara

Ekle


****

"Sivil memur hukuku" facebook grubuna katılın..

****

"Uzman Erbaş Hukuku" facebook grubuna katılın..

***

"Sözleşmeli Erbaş ve Er Hukuku"
facebook  grubuna katılın..

Sitemizi ziyaret eden TSK.da görevli sivil memurlar, uzman erbaşlar ile sözleşmeli erbaş ve erler, Facebookta yer alan ve hukuki konularda bilgi alışverişinde bulunabileceğiniz grubunuza katılın.
HABER BAŞLIKLARI

Galileo'nun Yargılanması

Galileo Galilei (15 Şubat 1564 – 8 Ocak 1642)

İtalyan fizikçi, matematikçi, gökbilimci ve filozof.

Galileo hem yüzyıllardır hakim olan Aristoteles akımından, hem de Kutsal Kitap'tan şüphe duyarak Orta Çağ'daki bilim anlayışında devrim yaratmıştır. İtalya'nın Pisa kentinde dünyaya gelen Galileo, ilk önce tıp eğitimine başlamış, sonra ilgisi matematik ve felsefeye dönmüştür. 25 yaşında Matematik profesörü olan Galileo, genç yaşlarından itibaren hareket hakkında kendi başına deneyler yapmaya başlamıştır. 1609'da yapılmış basit bir teleskoptan ilham alarak daha üstün teleskoplar geliştirmiş ve uzay hakkında daha önce hiç yapılamamış gözlemler yapmıştır.

Galileo, kendisinden önce Copernicus'un öne sürdüğü güneş merkezli evren kuramını benimsemiş ve bu nedenle Vatikan kilisesi tarafından iki defa yargılanmıştır. Kilise dünya merkezli bir evren anlayışını savunuyordu ve Copernicus teorisini dine aykırı buluyordu. 1614'te ilk mahkemesinde görüşlerini yayması ve öğretmesi yasaklanmış, 1632'de yazdığı bir kitap nedeniyle yargılanması sonucu ömür boyu ev hapsine mahkum edilmiştir. Bu olaylar nedeniyle Galileo tarihte bilim ve din çatışmasının bir sembolü haline gelmiştir.

Hayatı

İlk yılları

Galileo 15 Şubat 1564'te İtalya'nın Pisa şehrinde doğdu. Dönemi­nin tanınmış müzisyenlerinden Vincenzo Galile­i'nin oğlu olan Galileo, ilk tahsilini Floransa'da yaptı. Babası kendi matematik uğraşısı nedeniyle varlığının çoğunu kaybetmişti ve Galileo'u matematikten uzak tutmaya çalışıyor, bir hekim olmasını istiyordu. Galileo'nun müzisyenlik ve ressamlığa oldukça ilgisi vardı ama babasının isteğine uyarak Pisa Üniversitesi'nde tıp okumaya karar verdi.

Babasının bir arkadaşı olan matematik öğretmeni Ricci, Galileo'yu oldukça etkiledi ve Galileo babasının karşı çıkmasına rağmen özel matematik dersleri almaya başladı. Bu derslerde Arşimed'in çalışmalarını öğrendi.

Galileo deneylerinin ilkini 17 yaşında tıp öğrencisiyken gerçekleştirmiştir. Kilise avizelerinin rüzgar ile salınmasını inceleyen Galileo, rüzgarın sertliğine göre açının değiştiğini fakat salınım zamanının değişmediğini fark etti. Bu gözlemini evde iki sarkaç oluşturarak denemiş, aynı sonucu almıştır.

Akademik kariyeri

Galileo Pisa Üniversitesi'ndeki eğitimi sırasında tıp dalından vazgeçti ve felsefe ile matematik çalışmaya karar verdi. 1589'da Pisa Üniversitesi'nde matematik profesörü oldu, 1592'de Padua Üniversitesi'ne geçti ve 1610 yılına kadar burada kaldı.

22 yaşında "Hidrostatik Terazi" kitabını yayınlayarak bilim dünyasının ilgisini çekti. O dönemde Aristoteles geleneği izlenerek bir cisim ne kadar ağır olursa, o kadar hızlı bir şekilde yere düşeceği düşünülüyordu. Galileo tüy, yaprak gibi cisimlerin yere daha yavaş düşmesinin nedeni olarak geniş yüzeylerinin hava ile sürtüşmesi olduğunu gösterdi. Havasız bir ortamda bütün cisimlerin yere aynı hızda düşeceğini iddia etti, o dönemde bu iddiasını kanıtlayacak bir gözlem imkanı yoktu ama gelecekte vakum ile yapılan deneyler Galileo'yu doğrulamıştır.

1609 yılında Hollanda'da teleskobun icadını öğrendi ve ertesi yıl daha üstün bir teleskop geliştirdi. Sonrasında Ay'ın yüzeyi, Güneş'teki lekeleri, Jüpiter'in uydularını keşfetti. Gökbilimi çalışmaları Galileo'yu oldukça ünlü yapmıştı.

 1614 Engizisyon mahkemesi

14. yüzyılda Polonyalı Copernicus, Güneş merkezli kendi evren modelini geliştirmişti. Copernicus, Galileo'nun doğumundan 21 yıl önce ölmüştü. Galileo dünyanın güneşin etrafında döndüğü yönündeki Copernicus kuramını destekliyordu ve bu kilisenin büyük tepkisini çekmişti.Kilise bu teorinin Kutsal Kitap'ta Yeşu'nun Güneş'e hareket etmeme emri vermesine ters düştüğünü düşünüyordu. Galileo Roma'da Engizisyon mahkemesi önünde sorguya çekildi. Engizisyon toplandı ve sonunda Galileo'nun teorisinin asılsız ve dine aykırı olduğu kararını verdiler. 1616 yılında Galileo'nun bu kuramları desteklemesi ve öğretmesi kilise tarafından yasaklandı.

1632 İkinci engizisyon mahkemesi

"Dünyanın İki Esas Sistemi Üzerine Diyaloglar" eserini Papalığın izni ile 1632'de bastırdı. Kitap Copernicus'un teorisini destekleyen ve karşı çıkan iki adamın tartışması üzerineydi. Galileo mahkeme öncesi gözaltına alındı ve ömür boyu hapse mahkum edildi. Sonrasında cezası ev hapsine çevrildi ve Copernicus kuramına karşı çıkmaya zorlandı.

Ev hapsi ve ölümü

Galileo ileri yaşlarında körlük geçirdi ama buna rağmen yazmaya devam etti. 1638'de hareket kanunları ve mekanik ilkeleri hakkında bir çalışma yayınladı. Galileo 8 Ocak 1642'de hayatını kaybetti.

Bilimsel metodu

Galileo çalışmalarını yaparken fiziksel olayları parçalara ayırıyor ve bu parçaları herkesin anlayacağı kesinlikte açıklamaya çalışıyordu.Bu parçalar sonra da birbirleri ile ilişkilendirilmeydi; bu yaklaşım günümüzde "model kurma" olarak adlandırılmaktadır.

Buluşları

Gökbilimi ve Teleskop

Galileo 1609'da Hollandalı bir mucitin icat ettiği teleskobu bir arkadaşın aldığı mektuplar aracılığı ile öğrenmişti. Bu mektuplardan yola çıkarak ve kendi becerilerini kullanarak bir dizi teleskop geliştirmeye başladı. 1610'da bir cismi 30 kez büyüten bir teleskop geliştirdi. Sonrasında teleskoplarını kullanarak uzayı gözlemlemeye başladı.

Mayıs 1610'da gözlemlerini Siderus Nuncius (Yıldız Habercisi) adlı kısa kitabında yayınladı ve bu çalışma büyük bir heyecan yarattı. Kitabında Ay'ın yüzeyinde dağlar olduğunu, Samanyolu galaksisinin küçük yıldızlardan oluştuğunu ve Jüpiter gezegeninin dört uydusu olduğunu söylüyordu. Ayın yüzeyinin pürüzsüz ve kusursuz olmadığını, dağ ve çukurların olduğunu gördü.

Temmuz 1610'da teleskobunu Satürn gezegenine çevirdi ve Satürn'ün üç parçadan oluştuğunu gördü. Teleskobu Satürn'ün çevresindeki halkayı gösteremiyordu ve halkayı iki tarafında parçalar olarak görüyordu. Aynı sene Venüs'ün Ay benzeri evrelerden geçtiğini gördü ve Venüs'ün Güneş etrafında döndüğü sonucuna vardı. Ama bu gözlemini Dünya'nın Güneş'in etrafında döndüğü tezi için kullanmadı, sadece Venüs'ün Güneş etrafında döndüğü sonucuna vardı.

Bilim tarihine etkisi

Galileo, "modern gözlemsel astronominin," "modern fiziğin," "bilimin," ve "modern bilimin" atası olarak tanımlanmaktadır. Stephen Hawking, "Galileo, belki diğer insanlardan modern bilimin doğuşundan sorumlu olduğu için daha fazla bir kişiydi." demiştir.

ALINTI: http://tr.wikipedia.org/wiki/Galileo_Galilei

 ********************************************************************

GALİLEO NASIL YARGILANDI?

William Shea*

 Giriş


Galileo'yu, güneş merkezli (heliosentrik) teoriye çığır açan bir doğrulama getirmeye yönelten olaylar dizisi iyi bilinmektedir.(1) Galileo, 1624 yılında yeni seçilen Papa VIII. Urban'ı ziyaret ettiğinde Papa tarafından sıcak bir şekilde karşılanmıştı. Papa, Galileo'yu en az altı defa huzuruna kabul etmiş, kendisine bir tablo ve birkaç madalyanın yan sıra oğlu için bir yatılı okul bursu sözü de vermişti. Ama bunların hepsinden önemli bir şey daha vermişti: Bu da, astronomi ile ilgili konumları hesaplamada, matematiksel bir araç olarak kullanma gayesi dışında astronomların, yeryüzünün hareketini öğretmemelerini öngören 1616 tarihli Kilise (Holy Office) kararına rağmen Kopernik teorisi konusunda yazı yazabileceği izlenimiydi.

 Galileo, Roma'da kaldığı süre içerisinde, Kopernik teorisini Almanya'ya dönmeden önce Papa ile tartışmayı teklif eden Kardinal Frederik Eutel Zollern ile tanışma fırsatını da bulmuştu. Zollern Papa'ya tüm Alman Protestanlarının yeni sistem yanlısı olduklarını ve bu yüzden eğer herhangi bir şey tanımlanacaksa son derece büyük bir dikkatle hareket edilmesi gerektiğini anlattı. Papa verdiği cevapta, Kilisenin hiçbir zaman Kopernik'in düşüncelerinin dîne aykırı (heretik) olduğu iddiasında bulunmadığını ve bulunmayacağını, ancak doğruluğu pek yakında delilleriyle ortaya çıkacak bir şeyden korkmak için de hiçbir sebebin bulunmadığını belirtti.(2)

 Tüm bu cesaretlendirici haberlerle Floransa'ya dönen Galileo, İki Temel Dünya Sistemine Dair Konuşma (Dialogue on the Two Chief World Systems) isimli eseri üzerinde çalışmaya başladı. Maalesef, Kardinal Zollern 1625 yılında öldü. Böylece Galileo sadece bir iyi bir dostu yitirmekle kalmadı, aynı zamanda sekiz yıl sonraki yargılanması sırasında düğümü çözebilecek anahtar bir şahidi de yitirmiş oldu. Talihsizlik Galileo'nun peşini bırakmadı. 1626-1629 yılları arasında hastalanan Galileo artık düzenli bir şekilde çalışmalarını sürdüremedi ve uzun zamandır beklenen şaheserini ancak 1630 yılı Ocak ayında bitirebildi.

Galileo'nun daha önceki yıllarda yazdığı Deneyci (The Assayer), meşhur Lincea Akademisi'nin başkanı olan Prens Federiko Cesi'nin himayesi ve maddî desteği ile Roma'da neşredilmişti. Galileo, Konuşma'nın yayınıyla ilgili maddî engellerin de aynı soylu kişi tarafından bertaraf edileceğini ümit etmekteydi. Maalesef, eser tamamlandığında Prens Cesi şiddetli bir hastalığa yakalandı ve tüm gücünü yitirdi. Tekrar sağlığına kavuşamadı ve 1623 yılında yaptığı gibi Galileo'nun el yazması eserini Roma Sansürünün sığ sahillerine yanaştıramadan 1 Ağustos 1630 tarihinde, hayata gözlerini yumdu. Bu, Galileo için ciddî bir darbeydi. Fakat o, Romalı arkadaşlarına, özellikle de Papalık Sekreteri (Secretary of Briefs) olan Monsenyör Cesare Ciampoli ile Master Apostolik Palace olan ve kitapların neşrine izin verme görevini yürüten Dominiken Niccòlo Riccardi'ye güveniyordu. Riccardi 1623 yılında Deneyci'yi okumakla görevlendirilmiş ve kitabı çok büyük methiyeler sıralayarak onaylamıştı. Ancak sonuçta her iki arkadaşı da kendisini hayal kırıklığına uğrattılar. Bunun sebebi Ciampoli'nin kendi politik hünerine aşırı güven duyması, Riccardi'nin ise doğru çalışma arkadaşları seçememiş olmasıydı.

 Astrolojiyle İlgili Gizli Temayüller

 Riccardi, 1630 yılı baharında Galileo'nun Konuşma isimli eserinin elyazması nüshalarını Galileo'dan teslim alınca, bu eseri, gerçekten bilim adamlarına karşı büyük sempati besleyen ve astronominin ötesinde, astroloji ve gizemli bilimlere (occult sciences) de ilgi duyan hemşehrisi Dominikli Rafaello Visconti'ye verdi. Visconti, Hermetik geleneğin sırlarını iyi bilen Antonio ve Giovanni de Medici ile birlikte uzun bir süre çalıştığı bilinen Roma'daki S. Prassede'nin baş rahibi Orazio Morandi'nin yakın bir arkadaşıydı. 1630 baharında, muhtemelen Mayıs ayı başlarında, bizim bugünkü yerel gazetelerimizin 17. yüzyıl versiyonu olarak kabul edebileceğimiz yayın organlarında astrolojik hesaplamalara dayanan tahminler yayınlandı. Bu tahminlerden birisi, Papa'nın yakın bir zamanda öleceğine dair bir kehanette bulunmaktaydı. 3 Mayıs'ta Roma'ya gelmiş olan Galileo, aynı ayın 24'ünde Viskonti'nin ve Morandi'nin hazır bulunacağı akşam yemeğine davet edildiğinde söz konusu kehanetten tamamen habersizdi. Maalesef bu arada Roma dedikoduları, Galileo'nun ismi ile bu kehanetler arasında bir ilişki kurmuştu bile. Antonio Badelli isimli bir gazeteci, 18 Mayıs'ta şu yazıyı kaleme aldı:

" Meşhur matematikçi ve astronom Galileo, Cizvitler tarafından benimsenen birçok düşünceye saldırdığı bir kitabını yayımlamak için burada bulunuyor. Galileo'nun, Papa'nın erkek kardeşi olan Taddeo Barberini'nin eşi Anna Colonna'nın bir erkek çocuk dünyaya getireceği, Haziran sonunda İtalya'da barışa kavuşulacağı ve bundan kısa bir süre sonra da Taddeo ile Papa'nın öleceğini söylediği anlaşılıyor. Bu son husus Napolili Caracioli, Father Campanella gibi isimlerin yanı sıra sanki Papalık (Holy See) makamı boşmuş gibi yeni Papanın seçimini tartışan birçok yazı ile de teyid edilmektedir."(3)

Dedikodular ve söylentiler gitgide yayıldı ve 3 Haziran'da o sıralar Roma'da bulunan, büyük sanatçı Michelangelo'nun yeğeni Michelangelo Buonarroti, Galileo'ya bir mektup göndererek Papa'nın diğer yeğeni olan Cardinal Francisco Barberini'nin söylentilerin tek kelimesine dahi inanmadığını bildirdi. Mektubun muhtevasından anlaşıldığına göre Galileo, Buonarroti'den konuyu Kardinal'e götürmesini ve astrolojiyi kullanarak haince bir harekette bulunmadığını ve masum olduğunu Papa'ya iletmesini istemişti. Galileo'nun 26 Haziran'da Roma'dan ayrılmasından kısa bir süre sonra Morandi Papalık merkezine (Holy Office) çağrıldı ve Tor di Nona kalesine hapsedildi. Galileo müşterek arkadaşları olan Vincenzio Langieri'den konu hakkında bilgi istedi. Vincenzio 17 Ağustos'ta verdiği cevapta yargılamanın çok gizli yürütüldüğünü ve bu sebepten dolayı neler olup bittiğini öğrenmenin mümkün olmadığını, ancak çok sayıda insan mahkum edilmesinden dolayı "Büyük Yargılama" şeklinde isimlendirildiğini ve mahkemenin "dikkatli ve kararlı bir şekilde ilerlediğini" belirtti.(4)

 Bu sözler, özellikle kendi horoskopunun (zayicesinin) Morandi'nin eşyaları arasında olduğunu hatırlayan Galileo için hiç de iç açıcı değildi.(5) Visconti daha az şanslıydı ve kendi ismini taşıyan Urban VIII'ün Hayatına Dair Bir Hitabe (An Astrological Discourse on the Life of Urban VIII) duruşmada ön plana çıkarıldı. Viskonti masumiyetini ispatlamada kısmen de olsa başarılı oldu ve diğer birçok insan çok daha ağır mahkumiyetler alırken o sadece Roma'dan sürgün edildi. Morandi, 9 Ekim 1630 tarihinde yargılanması tamamlanmadan önce hapishanede öldü, ancak 1631 baharına kadar hala hayatta olduğuna dair söylentiler Roma'da bir süre daha dolaştı durdu.(6)

Astroloji, VIII. Urban için genellikle tahmin edildiğinden çok daha ciddî bir meseleydi. Papa'nın Roma'da ikamet eden Kardinallerin yıldız fallarına baktırma ve onların ölüm tarihlerini açık bir şekilde tahmin etme alışkanlığı vardı. Ancak başkalarına yaptığı şey kendi başına da geldi. 1626'dan itibaren astrologlar onun yakın zamanda vuku bulması muhtemel olan ölümünü tahmin etmeye başladılar. Ocak ayında Ay tutulmasının, Aralık ayında ise Güneş tutulmasının vuku bulacağı 1628 yılı ile Haziran ayında güneş tutulmasının olacağı 1630 yılı, iki tehlikeli yıl oluyordu. VIII. Urban büyük astrolog Tommaso Campanella'yı Napoli'den Roma'ya nakletti ve Papalık'ta göz hapsine aldırdı. Geceleyin Campanella, Papa ile özel bir görüşme yapacağı Quirinale'ye götürüldü. Burada hastalık getiren Güneş-Ay tutulmaları ile Mars ve Satürn'ün olumsuz etkilerine karşı gereken önlemleri aldılar.(7)

 Önce kapıları dışarıdan hava girmeyecek şekilde kapattılar, odaya gül sirkesi ve diğer bazı kokulu maddeler serptiler ve defne, mersin, biberiye, selvi gibi bitkileri yaktılar. Daha sonra odaya beyaz ipek kumaşlar asarak bunları dallarla süslediler. Yedi gezegeni simgelemek üzere iki tane mum ile beş tane meşâle yakıldı. Güneş ve Ay tutulmasından dolayı gökyüzü zarar verici hale geldiğinden, Güneş battığında lamba yakılarak adeta yedek bir gökyüzünün oluşturulabileceğine inanılıyordu. Zodyak'ın 12 burcu da aynı şekilde temsil edilmiş olabilirdi. Horoskoplarından, zararlı tutulmalara karşı bağışıklığı olduğu anlaşılan dostlar davet edildi. Tutulma olayından etkilenen havanın getirdiği zararlı unsurları dağıtmak ve kötü gezegenlerin gücünü yok etmek için neşeli ve cinsel çağrışımlı müzikler çalındı, iyi gezegenler Jüpiter ve Venüs temsil edildi. İyi güçleri çekmek, kötülerini de def etmek üzere bu iki güzel gezegene ait taşlar, bitkiler ve renkler gözler önüne serildi.

VIII. Urban'ın 1 Nisan 1631 tarihli Astrologlar Aleyhinde Bildiri (Bull against astrologers) isimli eseri işte bu astrolojik uygulamalar ışığında okunmalıdır. Bu kitap V. Sixtus'un 5 Ocak 1586 tarihini taşıyan ve geleceği bildiklerini, yaşayan varlıkların iyiliği ya da kötülüğü için birtakım gizli güçleri harekete geçirebildiklerini iddia eden astrologlara karşı yönelttiği Bull Coeli at Terrae Creator isimli eserindeki hükümleri yenilemekteydi. VIII. Urban, Papanın ve onun üçüncü dereceden akrabalarının hayatlarına yönlendirildikleri gerekçesiyle büyüyü esas alan bu tür sanatların devamlı kontrol altında tutulmasını emretti.(8)

Suçlanan kişi sadece aforoz cezasıyla değil aynı zamanda ölümle cezalandırılacak ve malı müsadere edilecekti. Galileo'nun ismi ile Morndi ve Visconti arasında ilişki kurulması en azından talihsiz bir durumdu. Galileo, Ciampoli ile olan samimiyetinin ileride daha da zarar verici olacağını hiç düşünmemişti.

Bürokratik Engeller

VIII. Urban şiirden, güzel sanatlardan hoşlanırdı ve yazarları etrafında toplamıştı. Bunlar arasında bulunan Antonio Querengo, Giovanni Battista Rinuccini, Virginio Cesarini aynı zamanda Galileo'nun da arkadaşı idiler. Papa, göreve gelmesinden kısa bir süre sonra Virginio Cesarini'yi, Maestro di Camera olarak atamış, yine Galileo'nun arkadaşlarından Giovanni Ciampoli'ye de Cameriere Segreto ve Papalık Sekreterliği (Secretary of Briefs) vermişti. Cesarini müzmin bir hasta idi, fakat Ciampoli Papalık Sarayı'ndan hiçbir zaman uzak olmadığı gibi her zaman papalık çevresiyle uyum içinde kalmayı sürdürmüş ve ilgili gelişmelere duyarlı olmuştu. Ciampoli bu amaçla VIII. Urban'ın taç giyme töreni, Valtellina savaşı, Papa'nın barış girişimleri, La Rochelle'in düşüşü ve Papa'nın yazlık ikâmetgahı olan Castel Gandolfo'daki üzümlerin toplanması gibi olaylar üzerine şiirler yazmıştı. Ayrıca Galileo'nun yeni seçilen Papa'ya yaptığı başarılı ziyareti müteakip kendisiyle birlikte Floransa'ya götüreceği meşhur Papalık Mektubu'nu yazan da yine Ciampoli idi. Ciampoli'nin Papa ile ilişkileri önceleri çok samimi idi. Öyle ki, üstadı olan Papa'nın zihninden geçenleri bile okuyabileceğine inanıyordu. Ciampoli, önceleri sabırsızlıkla, daha sonraları ise üstü kapalı bir kızgınlıkla VIII. Urban'ın kendisinden daha düşük seviyelerdekilere bahşettiği Kardinal tacının özlemini çekmeye başlamıştı. Asabiyet ve hayal kırıklığı sonucu kendisini umursamazlığın kucağına atan Ciampoli, IV. Philip'in sözcüsü ve aynı zamanda Urban için tam anlamıyla bir baş belası olan İspanya Kardinali Gaspare Borgia tarftarlarının kendisine yardım etmesine de izin veriyordu. Kardinal Borgia, 8 Mart 1632 tarihinde Papanın başkanlığındaki kardinaller kurulunda Fransa ile Habsburg Hanedanı arasındaki çekişmede Papa'nın tavrını açıkça protesto ettiğinde, VIII. Urban sinirlenerek maiyyetini İspanyol yanlısı unsurlardan temizlemeye karar verdi. Ciampoli'nin İspanyollarla olan ilişkisini öğrenince iyice sinirlenen VIII. Urban onun tüm yetki ve gücünü elinden aldı. Birkaç ay sonra, 1632 Ağustos'unda, Ciampoli küçük bir kasaba olan Montalto'ya vali sıfatıyla sürgün edildi ve bir daha Roma'ya geri dönmesine izin verilmedi.

Ciampoli'nin trajik düşüşü, Galileo'nun yargılanmasında önemli derecede etkili olacaktı. Ciampoli 1630 yılında henüz kariyerinin zirvesindeyken Galileo'nun Dialogue isimli eserinin neşrine izin verilmesinde önemli bir rol oynamıştı. Visconti'nin kitabı okuduktan sonra Riccardi'ye sadece birkaç küçük düzeltmenin gerekli olduğu yönünde bir rapor yazmasından ve yerel engizisyonun denetiminden geçmesinden sonra kitabın neşredilmesine izin verilmişti. Bununla birlikte Riccardi, giriş sayfaları ile sonuç bölümünün revizyon için kendisine gönderilmesinde ısrar etmişti. Floransalı sansürcü, kitabın 1630 Eylül'ünde baskıya girebileceğine dair izin verdiğinde, Riccardi birtakım güçlükler çıkarmaya ve Galileo'nun, kitabın son taslağını tartışmak üzere Roma'ya dönmeyi kabul ettiğini iddia etmeye başladı. Bunalar olurken patlak veren veba salgını Roma ile Floransa arasındaki yolculuğu güç bir hale getirmişti. Bunun üzerine Riccardi kitabın bir nüshasının gözden geçirilmek üzere Monsenyör Ciampoli ve kendisine gönderilmesini teklif etti.(9) Bu ricası bile tehir edilen Riccardi, Roma'da, basılı bir nüshası kendisine ulaşana kadar kitaptan haber alamadı. Ancak kitap eline geçince korktuğu şeyin başına geldiğini anladı. Floransa Katolik Kilisesi tarafından verilen baskı ruhsatnamesinin üzerinde kendi basılı onayı duruyordu. VIII. Urban, Toskana Büyükelçisi Francesco Niccolini'ye "Kutsal Saray Efendisinin isminin başka yerde basılan kitaplarla bir ilişkisi olamayacağını"(10) söylerken aynı zamanda Riccardi'yi de bu davranışının hesabını vermeye davet ediyordu.

Riccardi öncelikle bizzat Papa'nın kendisine söz konusu kitabı onaylamasını emrettiğini söyleyerek masum olduğunu öne sürdü. Papa bunu inkar edip asabiyet alametleri göstermeye başlayınca, Padre Mostro (Riccardi) Kutsal Papalık makamı adına Cianpoli'nin kendisine talimatlar verdiğini söyledi. Papa, onun sarf ettiği bir tek kelimeye dahi inanmadığını söyleyince, Padre Mostro, kendisinden kitabı onaylamasını isteyen ve Ciampoli'den (Papalık adına yazdığını söylüyordu) gelen bir notu gösterdi.(11)

 Bu olay 1633 Temmuz'unda Giovanfrancesco Buanamici'nin kaleme aldığı Galileo'nun yargılanmasına dair bir zabıt kanalıyla bilinmektedir. Ancak Papa, çevirdiği dalavereler yüzünden Ciampoli'yi her vesileyle azarlamasına karşılık Riccardi'ye ( Papa'nın aldatıldığını düşünmektedir) karşı yumuşak ve nazik tutumu ile söz konusu kararı onayladı.(12)

Dialoge 1631'de baskıya girdi. Yayıncı, bin nüsha basılmasına karar vermişti ki bu sayı o zaman için oldukça büyük bir edisyondu ve basımı ancak 21 Şubat 1632'de bitirilebildi. Nüshalar Mart sonu ya da Nisan başından önce Roma'ya ulaşmadı. Kardinal Borgia'nın VIII. Urban'a saldırdığı fırtınalı Papalık Heyeti toplantısı işte bu yılın 8 Mart'ında vuku bulduğundan daha önce bahsedilmişti. Bu dramatik karşılaşmadan ve Papa'nın Borgia sempatizanlarını cezalandırmaya karar vermesinin üzerinden sadece birkaç hafta geçmişti ki Galileo'nun kitabı Roma sahnesinde boy gösterdi. VIII. Urban'ın dediği gibi(13) herhangi bir "Ciampolata" artık yakînen izlenecekti. Floransa'da yayınlanan bir kitap üzerinde Roma Katolik kilisesinin kitap basma ruhsatnâmesinin (imprimatur) bulunması şüphe uyandırmak için yeterli bir sebepti. Riccardi'ye Floransa Engizisyonu'na mektup yazarak Galileo'nun henüz karara bağlanmamış kitabının ikinci bir emre kadar yasaklanması yönünde talimat verildi. Borgia olayını takip eden bu derin şüphe ortamında, kitabın başıdaki üç yunus amblemi bile kaygı uyandırmıştı. Riccardi, Filippo Magalotti'den söz konusu amblemin Galileo'ya değil baskıcıya ait olduğunu ve baskıcının tüm neşriyatı üzerinde bu işaretin bulunduğunu öğrenince rahat bir nefes aldı.(14)

 1632 yazında, VIII. Urban, Dialogue'a verilen ruhsatı araştırmak üzere bir komisyon kurdu. Bunun, işleri yoluna koymak için iyi bir fırsat olduğunu hisseden Riccardi, Galileo'ya yakın isimleri ileri sürmeye çalıştı. 1622'de Galileo'nun Savunma'sını yazan Tommaso Campanella ile Galileo'nun en gözde talebesi Benedetto Castelli Roma'da bulunuyorlardı. Bu isimlerin kabul edilme şanslarının olmadığını fark etmekte gecikmeyen Riccardi, Galileo'ya karşı sempati besleyen ancak Papa'nın gözünde de itiraza mahal vermeyecek bir isim aramaya koyuldu. Bir Cizvit ideal bir isim olabilirdi. Çünkü Galileo'nun Christoph Scheiner ve Orazio Grassi gibi bu tarikatın önde gelen iki temsilcisini yakışıksız bir şekilde eleştirdiği biliniyordu.

 Sansürcünün Seçimi

Cizvitlerin entellektüel kalesi ve aynı zamanda Christoph Scheiner'in de ikâmetgahı olan Roman Collage'daki profösörlerin hiçbirine güvenmek mümkün değildi. Ancak bereket versin ki, kitaplarından birini yasaklayan Okunması Yasak Kitaplar Cemaati (Cogregation of the Index) önünde kendisini temize çıkarmak üzere Sicilya'daki Mesina'dan son günlerde gelen bir Cizvit bulunuyordu. Kendi eserinin meşruiyetini kanıtlamak uğruna ateşten gömlek giymiş olan birinin Galileo için anlayış göstermemesi mümkün olabilir miydi? Yeni keşfiyle keyiflenen Riccardi, bizzat kendisinin itiraz edilemeyecek vasıflar taşıyan bir Cizvit bulduğunu belirterek (15) Toskana Büyükelçisine karşı böbürlenmekten kendisini alamamıştı. Söz konusu Cizvit Avusturya doğumlu Melchior Inchofer idi. 1607'de Cizvitlere katılmış, papazlık ünvanı aldıktan sonra matematik de dahil olmak üzere birçok farklı konuda ders vereceği Messina'ya gönderilmişti. Orada Azize Virgin Mary'nin şehir sakinlerine hitaben yazdığı bir mektuba atfedilen bir Sicilya geleneği ile ilgilenmeye başlamıştı. Vesikayı inceledikten sonra bunun sahte olmadığına kesin olarak kanaat getiren Inchofer, söz konusu vesikanın gerçekliğini kanıtlamak üzere, Sicilya halkının da teşvik ve takdiriyle 1629'da basılacak olan Epistolae B. Mariae V. and Messanenses Veritas Vindicata ismindeki hacimli çalışmasına girişti. Söz konusu mektup Kilisenin inanç ve moral değerlerine aykırı bir şey ihtiva etmemekteydi. Ancak Okunması Yasak Kitaplar Cemaati (Congregation of the Index) Inchofer'in, kitabın tarihselliğini oluşturma metodunu güvensizlikle karşıladı ve kitabı "donec corrigatur" yani düzeltilene kadar yasak ilan etti.

 Inchofer alelacele Roma'ya giderek Kilise'ye bağlılığını yineledi ve kitabında vardığı sonuçların gerçeğin ispatı olarak değil, sadece yüksek ihtimaller olarak görülmesi gerektiğini ileri sürdü. Cemaatin istediği de zaten buydu. Bunun üzerine kitabın gözden geçirilmiş bir edisyonunun neşredilmesine izin verildi. Kitaptaki tek ciddî değişiklik, kapak sayfasındaki "Veritas Vindicata" (İspatlanmış Hakikat) ifadesinin yerine "Conjectatio" (Faraziye) ifadesinin getirilmesiydi. Büyük boydaki kitap, 1631 yılında Roma'da yayıncı Lodavico Grignani tarafından basıldı. Ancak Inchofer, Cemaatin, bizzat sansür ettiği bu kitabın Roma'da olmasından hoşlanmayacağını hissetti ve basım yeri olarak Roma değil Viterbo tercih edildi. Riccardi, tartışmalı görüşlerini terk etmeksizin bir tür diplomatik elastikiyet gösterebilecek bir insanın, Kopernikanizm yasağını ihlal eder gözükmeden Galileo'nun Dialogue'una izin verilmesi problemini çözmede iyi bir müttefik olabileceğine inandığı için mazur görülebilir. Inchofer'in Galileo'dan yana olması şöyle dursun Papalığa yaranabilmek için onun mezarını kazdığını öğrendiğinde Riccardi'nin yaşayacağı şoku pek âlâ tasavvur edebiliriz.

 Teolojik Değerlendirme

Papa tarafından tayin edilen komisyon üyeleri raporlarını VIII. Urban'ın da hazır bulunduğu Papalık makamına 26 Eylül 1632 tarihinde sunmadan önce beş kez bir araya geldiler. Komisyon Galileo'nun Papalıktaki dosyasını ele geçirmiş ve 1616 yılında kendisine verilen imzalanmamış bir uyarı notunu görmüştü. Muhtıra nitelikli bu notta şu ifadeye yer verilmişti: "Güneşin dünyanın merkezinde olup hareket etmediği ve böylece dünyanın hareket ettiği düşüncesini muhafaza etmek, öğretmek, sözlü ya da yazılı olarak herhangi bir şekilde savunmaktan tamamen vazgeçmek"(16) Komisyon üyeleri, Galileo'nun bu talimattan söz etmemekle hilekârca davrandığı ve hatta dünyanın hareket ettiğini savunarak bu kararı açıkça görmezlikten geldiği sonucuna vardılar. Bu rapor ışığında Galileo Roma'ya çağrıldı ve ancak uzun bir gecikmeden sonra 13 Şubat 1633'te bu kente ulaşabildi. Papalık makamına çağrıldığı Nisan ayına kadar bekletildi. Çağrıldıktan sonra hapsedildi ve Toskana Büyükelçisi'nin ikametgahına dönmesine izin verileceği 30 Nisan tarihine kadar hapiste tutuldu. Bu arada, Galileo'nun güneş merkezli teoriyi (heliocentric theory) öğretip öğretmediği ya da savunup savunmadığını araştırmak üzere, Galileo'nun Dialogue'unu araştırmaları için üç ilahiyatçıya talimatı verilmişti. Bu ilahiyatçılar, Papalık ilahiyatçısı Agostino Oregio, Theatine Tarikatı rahiplerinden Zaccaria Pasqualigo ve Melchior Inchofer idi. Oregio ve Inchofer komisyon üyesiydiler ve muhtemelen Pasqualigo da bu görevde bulunmuştu. Bu üyeler 17 Nisan'da raporlarını ayrı ayrı sundular. İşte bu andan itibaren yargılama işlemi ciddî anlamda başladı.

En kısa ve en ılımlı raporun sahibi Agostino Oregio idi ve Galileo'nun, Yer'in hareket ettiği ve Güneş'in sabit olduğunu kabul edip etmediği ya da savunup savunmadığı sorusuna Oregio sadece "Evet" şeklinde cevap vermişti.(17) Oregio'nun Iaconismi şaşırtıcıdır. Çünkü VIII. Urban'ın görüşlerini yakînen bilen bir kimse idi. Aslında kendisi, 1629'da Dialogue'un (18) sonunda yer alan iddiasını yayınlamıştı ve burada "en bilgili ve meşhur kişi"ye Tarz-ı İlâhî'nin kavranılamayacak kadar derin olduğu ve herhangi bir bilimsel hipotezin muhakkak doğru olduğu ve herhangi bir bilimsel hipotezin muhakkak doğru olduğunu iddia etmenin bir çılgınlık olacağını ileri sürmekteydi. Ne yazık ki Galileo bu sözleri Aristotelesci bir bilgiç olan ve tüm Dialogue boyunca pek de iyi bir karakter çizmeyen Simplicio'nun ağzından yazmıştı. Birçok okuyucu bunu okumuştu ve söz konusu kısım kendisinin dikkatine sunulduğunda Papa bunu bir hakaret olarak kabul etmişti.(19)

 İkinci danışman Zaccaria Pasqualigo, Galileo'nun, görüşlerini güneş merkezli teorinin aşağıdaki beş önemli doğal olgunun sebebini rahatlıkla izah etmesine dayandırdığı fikrindeydi:

1. Gökkürenin günlük rotasyonu;

2. Gezegenlerin görünür büyüklüklerindeki ve parlaklıklarındaki değişiklikler;

3. Gezegenlerin duraklamaları ve geriye doğru gider gibi görünen hareketleri;

4. Güneş lekelerinin görünür yörüngeleri;

5. Gelgitler yani med-cezir olayları.

 Ona göre Galileo, sadece astronomların işini kolaylaştıracak uygun bir hesaplama aleti sunmakla kalmamakta, aynı zamanda meseleye fiziksel bir açıklama da getirmekteydi. Pasqualigo, Galileo'nun iddialarına bilimsel zeminde ciddî ve rasyonel eleştiriler yönelten tek danışman idi. Örnek vermek gerekirse, Galileo'nun teorisinin med ve cezirlerin on iki saatlik zaman aralıklarıyla meydana geldiğini iddia etmesine karşılık, tecrübenin, bu sürenin sadece altı saat olduğunu gösterdiğine dikkatleri çekmişti.(20)

En uzun ve detaylı raporu Melchior Inchofer sundu. Galileo'nun Kopernik sistemini savunduğundan en ufak bir şüphe dahi etmemekle birlikte onun argümanlarının yapısını çok az anlamış gözüküyordu. Muhtemelen hemşehrisi Cizvit Christoph Scheiner'in fikrine güveniyordu. Akıl almaz bir iddiada bulunarak, "Galileo'nun asıl amacının, Kopernik taraftarları aleyhinde bir kitap yazmış olan Christoph Scheiner'e "saldırmak" olduğunu öne sürdü.(21) Yıllarca önce Galileo, güneş lekelerinin yapısı konusunda Scheiner ile bir tartışmaya girmiş ve keşiflerinin önceliği-sonralığı konusunda odaklanan anlamsız ve tatsız rekabet aralarını açmıştı. Scheiner, Apelles takma adıyla 1612'de görüşlerini yayınlamış ve bunun üzerine Galileo da 1613 yılında kaleme aldığı Letters on the Sunspots (Güneş Lekeleri Üzerine Mektuplar) ile buna karşılık vermişti. Galileo Dialogue'unda Apelles hakkında birkaç keskin ifade kullanmış ve Scheiner'in bir talebesi olan Johann Locher'in kaleme aldığı Kopernik karşıtı küçük risaleyi sert bir dille eleştirmişti. Scheiner, Galileo'nun eserinden yaklaşık iki yıl önce 1630'da hacimli Rosa Ursina isimli risâlesini neşretmişti. Bu, Inchofer'in kafasında Kopernik'in çürütülmesi demekti. Scheiner, Galileo'nun Dialogue'unun neşredildiğini Haziran 1632 tarihinde Roma'da bir kitapçı dükkanında karşılaştığı Siena'lı bir rahipten duymuştu. Rahip, olan bitenden habersiz safiyâne bir şekilde kitabı methedince rengi atan ve son derece sinirlenen Scheiner, hemen oracıkta cevap verebilmek için bir sürü düka altını bile vermeye razı olduğunu söylemişti.(22) Scheiner'in öfkeyle söylediği bu söz kısa zamanda yayıldı ve bunun üzerine Riccardi, Flippo Magalotti'ye gelerek gizlilik içerisinde "Cizvitler onu en acımasız bir şekilde cezalandıracaklar" dedi.(23) Yargılama sonrasında, Roma Koleji'nde Matematik profesörü olan Fr. Christoph Grienberger, Riccardi'nin değerlendirmesinin doğru olduğunu Galileo'nun dostlarından birine gizlice söyledi. Bu değerlendirmede "Eğer Galileo bu kolejin pederleri ile dost kalmış olsaydı, tüm dünyada onurlandırılır, bu talihsizliklerin hiçbirine uğramaz, dünyanın hareketi de dahil her konuyu özgürce yazmaya devam edebilirdi" demekteydi.(24) Inchofer'in 1633 muhakemesinden sonra neşrettiği Tractatus Syllepticus adlı eseri, güneş lekelerinin kaşifi ve doğru yorumlayıcısı olarak itibar gören Scheiner'in etkisi konusunda çok az şüphe bırakmaktadır.(25) Bununla birlikte tüm Cizvitlerin Galileo'ya savaş açtıkları sonucuna varmak pek doğru olmaz. (The Assayer) Deneyci'de Galileo'nun keskin zekasının kurbanı olan Fr. Orazio Grassi, ılımlı bir tavır sergilemekle kalmamış, aynı zamanda Galileo'yu savunmada Hıristiyan hayırseverliğinin en güzel örneğini de vermiştir.(26) Grassi'yi olumlu yönde etkileyen saiklerin Inchofer üzerinde pek de etkili olmadığı görülmektedir.

 Inchofer Göze Girmeye Çalışıyor

Galileo'nun duruşmasında, kıymetli meslektaşına yardım etmek yerine VIII. Urban ve Papalık Sarayı'nın gözüne girebilmek için bu duruşmayı kendisine lütfedilmiş iyi bir fırsat bilen Inchofer'in karakterini ne yazık ki yanlış değerlendirmişti Riccardo. Papalık makamına sunulan raporlar gizli idi, bununla beraber Inchofer bu konuda şeffaf olmanın erdemlerine inanıyordu. Birkaç ay içinde kendi raporunu Kopernikçilik karşıtı dînî bir risaleye dönüştürdü. Risalenin başlığı Tractatus Syllepticus, dilbilgisi ve retorik konularını çağrıştırmaktadır (syllepsis, bir kelimenin, belirli bir kelime formunun veya çekiminin aynı cümle içerisinde aslında iki ya da daha fazla kelimeye işaret eder hale getirildiği mecazdır, örnek olarak "o zevk için ben ise korkudan dolayı çalışırım"). Bu durum, risalenin bilim tarihçilerinin dikkatini çekmemesinin sebeplerinden biri olabilir. Fakat etimolojik olarak syllepsis, aynı zamanda özet anlamına da gelir ve alt başlık, Inchofer'in, bu alt başlıkşa dindar astronomların yerin hareketiyle ilgili olarak inanmak zorunda oldukları bir özeti kastetmiş olduğunu ortaya koymaktadır. Galileo burada zikredilmez, ancak Inchofer'in, Kilisenin Dialogue on the Two Chief World Systems'i mahkum etmesini haklı çıkarmak istediği aşikardır. Aynı zamanda VIII. Urban'a yaranmak arzusundadır. Baş sayfada gösterişli bir bakır oyması resim yer almaktadır. Burada, eşkenar bir üçgenin içine Yerküre yerleştirilmiştir. Her üç köşenin içindeki üç bal arısı antenleri ve ön ayakları ile dünyayı desteklemektedir. Üst tarafta "His fixa quiescunt" yazısı okunmaktadır. Buradaki îmânın, Barberini armasına ve armadaki kötü şöhretli üç bal arısına yabancı olmayan Romalıların gözünden kaçması mümkün değildi. Bu arada Inchofer Cizvitler adına konuştuğu izlenimini de vermek arzusundaydı. Baş sayfadaki satırlar çeşitli şekillerde basılmışlardı. Bu satırların en büyük ve kalın olanı, kitabın başlığına ya da yazarın ismine değil, fakat sayfadaki tüm diğer her şeyi çok küçükmüş gibi gösteren "E SOCIETA JESU" ifadesine hasredilmişti.

Inchofer, Kilise'nin ilk dönemlerinde dünyanın hareketli olduğunu öğreten hiçbir papazın bulunmadığını ortaya koymada herhangi bir problemle karşılaşmadı. Bununla beraber, Kardinal Cusanus'un, evrenin bir merkezinin, çevre dairesinin ve sabit bir referans noktasının bulunmadığından dolayı, herhangi bir değişiklik algılayamıyorsak da Yer'in hareketli olduğuna dair inancını da kabul ediyordu.(27) Francis'in, Celio Calcagnini, Andrea Cesalpino, William Gilbert ve "son zamanlarda ortaya çıkan diğerleri ile değil hatta en son kişi" ile birlikte Kopernik'in yolunu izlediği iddia edilmekteydi. Inchofer, risalesi boyunca Galileo'yu ismen zikretme noktasına kadar geldi. Yer'in hareketsiz olduğunu göstermek için kutsal kitaplardan ve ilk azizlerden deliller gösterdi. İncil'den aldığı ayetleri birbiri ardına yığdı: "ve Tanrı dedi ki: Gökyüzü benim tahtım, Yer ise taburemdir"(Is. 66, 19) ayetinden yola çıkan Inchofer hareket eden bir taburenin mümkün olamayacağını vurguladı; "Yer ve onun üzerindekiler sarsıldığı zaman, onun sütunlarını sabit tutacak olan Benim" (Ps. 75, 3) ayetiyle sütunların sarsılamayacağına dikkat çekti; "Dünya yerine yerleştirilmiştir ve hiçbir zaman hareket ettirilmeyecektir" (Ps. 93, 1); "Sen hiçbir zaman sarsılmasın diye yeryüzünü temellerine yerleştirdin" (Ps. 104, 5); "Sen Yeryüzünü kurdun ve o sapasağlam durmaktadır" (Ps. 119, 90). Inchofer bu ayetlerin harfi harfine yorumlanması gerektiğini iddia etti. Çünkü bu ayetlerin sadece Tanrının inayetinin ifadesi olarak görmek, kutsal kitapların değerini azaltma riskini göze almak demekti ve bu da Inchofer'in en korkulu rüyası idi. Hatta, Yer hareketli olsaydı, Kutsal kitaplar bunu şüphesiz söylerdi; çünkü böylelikle bizlere Tanrı'nın kâdir-i mutlak olduğunu öğretmede ve fânî ruhların Tanrı'ya hayranlık beslemelerini sağlamada önemli bir rol oynardı.(28)

 Inchofer Güneşin evrenin merkezine yerleştirilmesine karşı çıktı. Zira böyle olduğu taktirde, Yer bazen Güneş'in yukarısında bazen de altında olabilecekti. Bu da, akîdelerinde İsa'nın Cehenneme indiği ve Cennete yükseldiği şeklinde açıkça ifade edilen öğretiyle çelişmekteydi.(29) Inchofer, Dünyanın bazen Güneş'in yukarısında bazen de altında olabileceği sonucunu çıkararak Güneş'in evrenin merkezine yerleştirilmesine karşı çıktı. Inchofer, Cehennem coğrafyası konusunda da aynı heyecanını koruyordu. Her ne kadar Thomas Aquinas lanetliklerin mekânının bir inanç sorunu olmadığını ifade etmişse de, bu Inchofer için sadece Cehennemin Yer'in neresinde olduğunu bilmediğimiz anlamına geliyordu. Cehennemin ayaklarımızın altında oluşu, onun gözünde Hıristiyanlığın en önemli akîdesiydi.(30) Propaganda Fidei'nin kurucusu Francesco Ingoli, daha 1616 yılında Galileo'ya tam bu noktada itiraz etmişti.(31)

 Nüshaları Cizvit Kolejleri yoluyla Fransa'ya ulaşan ve Mersenne'nin de bir kopyasını istediği Tractatus Syllepticus büyük bir yankı uyandırmış görünmüyordu. 1634'te Inchofer Messina'ya döndü. Burada, 1635 yılında çıkacak olan Latinliğin Kutsal Tarihi (History of Sacred Latinity) isimli eserini yazdı. Yer'in hareketi lehindeki argümanların basitliğinden dolayı dehşete kapılan Inchofer bu eserinde, İsa'nın yeryüzünde Latince konuştuğunu ve Tanrının inayetine kavuşanların da Cennette aynı dili kullanarak sohbet edeceklerini kanıtlamaya çalışıyordu. Inchofer, müzikle ilgilenen küçük çocukların hadım edilmesinin ahlâkî olup olmadığı meselesi hakkında son zamanlarda ortaya çıkan görüşleri incelemeye başladı ve bu sayede târihî uğraşılarından bir nebze de olsa sıyrıldı. Galileo'nun yargılanması sırasında kendi meslektaşı olan Zaccaria Pasqualigo, 1641 yılında yayınladığı eserinde bu uygulamayı haklı çıkarmaya çalışınca Inchofer, De eunuchismo sacro isimiyle kaleme aldığı risalesinde onu sert bir dille eleştirdi. Kilise korolarında ilahiler söyleyen genç sopranonun Romalı hayranları öfkelendiler ve hayatı Inchofer için çekilmez hale getirmekte pek de gecikmediler. Bunun üzerine Milano'ya giden Inchofer, kurtuluşu büyük haz duyduğu vazifesine, Roma Şehit Menkıbeleri tarihini yazma işine yönelmekte buldu.

 Mahkumiyet

Üç danışman tarafından hazırlanan üç ayrı rapor teslim edildikten sonra Galileo, 30 Nisan, 10 Mayıs ve 21 Haziran tarihlerinde mahkemeye çıkartıldı, ancak fiziksel bir işkenceye ya da herhangi bir sıkıntıya maruz bırakılmadı. Sonunda, güneş merkezli sistemin doğruluğunu savunmak gibi bir niyetinin olmadığını büyük bir iştiyakla reddetmesine rağmen, Kilisenin emirlerine karşı geldiğine hükmedildi. 22 Haziran 1633 tarihinde Roma'da Santa Maria Sopra Minerva manastırındaki büyük bir salona götürüldü. Kendisini hapis cezasına çarptıran mahkumiyet kararı okunurken dizleri üzerine çöktürüldü. Dizleri üzerinde bekleyen Galileo'ya hatasından dönmesi emredildi ve o da aşağıdaki sözleri söyleyerek önceki iddialarından vazgeçtiğini beyan etti:

"Ben, Floransalı Vincenzio Galilei'nin 70 yaşındaki oğlu Galileo Galilei, bizzat bu mahkeme tarafından yargılandım, Hıristiyan ülkesinin her tarafında küfre ve dalalete karşı savaşan siz seçkin ve saygıdeğer Kardinal hazretlerinin, engizisyon temsilcilerinin huzurunda diz çöküyor ve gözlerimin önünde Kutsal İnciller olduğu halde onlara kendi ellerimi koyuyor ve Kutsal Katolik Kilisesi ile Apostolik Kilisesinin kabul ettiği, vaz' ettiği ve öğrettiği şeylerin tümüne her zaman inandığım gibi şimdi de inanmakta olduğuma ve Tanrının inayetiyle gelecekte de inanacağıma yemin ediyorum. Güneş'in kainatın merkezinde ve hareketsiz olduğu, Yer'in ise kainatın merkezinde olmadığı şeklindeki yanlış düşünceyi hiçbir şekilde kabul etmeyecek, savunmayacak, yazılı ya da sözlü her ne surette olursa olsun öğretmeyeceğim hususunda Kutsal Kilise tarafından uyarıldıktan sonra bir kitap yazdım ve basılmasını sağladım. Bu kitapta, Kilisenin mahkum ettiği doktrini ve bunun lehindeki argümanları ortaya koydum, ancak herhangi bir sonuca varmadım. Şiddetli bir şekilde küfürle yani Güneş'in kainatın merkezinde ve hareketsiz olduğuna, Yer'in aynı evrenin merkezinde olmadığına ve hareketsiz olmadığına inanmakla suçlandım.

Yine de siz seçkin ve samimi Hıristiyanların kafalarında bana karşı doğal olarak uyanmış olan şiddetli şüpheyi bertaraf etmek için, samimi bir kalp ve sarsılmaz bir imanla adı geçen hataları ve din karşıtı inanışları lanetliyor ve yemin ederek onlardan vazgeçiyorum. ...ve istikbalde de üzerimde benzerî şüpheler hasıl edecek bu türden şeyleri yazılı ya da sözlü hiçbir surette söylemeyeceğime ve ispata çalışmayacağıma yemin ederim...."(32)

 Galileo resmî olarak hapsedilmedi, aksine Siena'ya gitmesine ve daha sonra taşradaki evinde göz hapsiyle sınırlandırılacağı Floransa'ya dönmesine izin verildi. Galileo çalışmalarına dönerek tesellî aradı ve kendisine bir bilim adamı sıfatıyla kalıcı bir şöhret kazandıracak olan İki Yeni Bilim (Two New Sciences) isimli eserini tamamladı. Kendisine bir yayıncı ararken yeni bir problemle karşılaştı: Kilise onun yeni kitaplarının basılmasını ve eskilerinin de yeniden yayımlanmasını engelleyen genel bir yasak çıkartmıştı. Galileo'nun yeni el yazması nüshaları, Venedik'teki bir arkadaşı vasıtasıyla, Roma Kilisesinin etkisinin bulunmadığı Protestan bir ülke olan Hollanda'da yaşayan meşhur yayımcı Louis Elzevir'e ulaştırıldı. Elzevir basma işini derhal kabul etti. Galileo el yazması nüshanın nasıl olup da İtalya'dan çıktığını bilmiyormuş gibi yaptı ve şaşırmış gibi davrandı. Muhtemelen bu hikayeye hiç kimse inanmadıysa da, Kilise 1638 yılında İki Yeni Bilim'in basılmasına muhalefetsiz izin verdi. Bununla birlikte Galileo, uzun zamandır iple çektiği affa kavuşamadı ve genç İngiliz şairi John Milton tarafından ziyaret edildiğinde hala evde göz hapsinde bulunuyordu. Bu ziyaret hakkında pek az şey bilinmekle beraber Milton'un bu ziyaretten bahsettiği bağlam oldukça büyük önem arz ediyor. Bütün kitapların izin almalarını gerekli kılan kanuna karşı Parlemento'ya hitaben yapılan bir konuşma olan Aeropagita'da bu ziyaretten bahsedilmektedir:

Ben bu tür bir Engizisyonun zulmettiği diğer ülkelerde gördüğüm ve işittiğim şeyleri aktarabilirim.... İtalyan zekasının şanını söndüren işte bunlardır; uzun yıllardır yağcılık ve boş sözler dışında yazılı hiçbir şey yok bugün. Meşhur Galileo'yu orada buldum ve ziyaret ettim. Yaşlanmıştı. Astronomi hususunda Fransislerin ve Dominiklerin düşündüğünden farklı düşündüğü için Engizisyon tarafından mahkum edilmişti.(33)

Aslında Galileo'nun mahkûmiyeti, uygunsuz politik şartlar, kişisel hırslar ve yaralı gururların karmaşık bir etkileşiminin sonucuydu. Yine de Milton, episodun tümüyle Katolik ülkelerdeki bilimsel düşünceyi engelleyici bir etkide bulunduğuna inanmakta haklıydı. Yine Karşı-Reformasyon'un otoriter idareyi benimseyen ideali ile bilimsel bilgi yolunda özgürlük için yeşeren arzu ve ihtiyaçlar arasındaki kayda değer çatışmayı hissetmekte de haklıydı. Şayet Galileo daha az inançlı olsaydı Roma'ya gitmeyi reddedebilirdi. Venedik ona sığınma hakkı önermişti. Eğer teorisine daha az inanmış olsaydı, onu sadece faraziye olarak işler ve Kilise ile uyum içinde olurdu. Ancak Galileo başka yollara tevessül etmedi. Teorilerinin hemen kabul edilmesi için baskı yaptı ve VIII. Urban ona Papalık otoritesinin çatık kaşlarıyla cevap verdi. Din ve bilim, her ikisi de bu çatışmadan zarar gördü ve bol semereler verebilecek bir diyalog acı bir kan davasına dönüştü. Galileo'nun Dialogue'u 1832 yılına kadar Yasaklı Kitaplar Listesi'nden çıkartılmadı ve çok sonraları hem Katolikler hem de Protestanlarca okutulabildi.


DİPNOTLAR

 * Uluslar arası Bilim Tarihi Akademisi (Paris) Başkanı ve Strasburg Louis Pasteur

Üniversitesi öğretim üyesi.

** Bilim Tarihi Kurumu'nun davetlisi olarak Türkiye'ye gelen William Shea'nın, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Bilim Tarihi Bölümü bünyesinde 18 Mayıs 1998 tarihinde sunduğu "The Trial of Galileo: An Episode in the History of the Relations Between Science and Religion" isimli İngilizce konferansının Türkçe'ye tercümesidir.

1 Söz konusu yargılanmayla ilgili belgeler için bkz. Maurice A. Finocchiaro, The Galileo Affair, Berkeley: University of Press, 1989.

2 Galileo'nun Federico Cesi'ye 8 Haziran 1624 tarihli mektubu için bkz. A. Favaro (ed.), Le Opere di Galileo Galilei, 20 vols. Florence: G. Barbèra, 1890-1909, vol. XIII, p. 182.

3 Opere di Galileo, vol. XIV, s. 103.

4 Ibid., s. 135.

5 Horoskop Morandi'nin yazıları arasında bulundu ve ilk defa 1881 yılında G. Campori tarafından neşredildi. Daha donra Opere di Galileo, vol. XIX, s. 24'te tekrar basıldı.

6 Bkz. Benedetto Castelli'nin Galileo'ya mektubu, 19 Nisan 1631, ibid., vol. XIV, s. 250.

7 D.S. Walker, Sipiritual and Demonic Magic from Ficino to Campanella. Notre Dame: University of Notre Dame Press, 1975, s. 206-208. Bu uygulama, Campanella'nın kendi yazılarından olduğu kadar o zamanki Paris insanının günlüklerinden ve çağdaş diplomatik yazışmalardan da anlaşılmaktadır.

8 1630 Noel'inden kısa bir süre önce, Campanella, Papa'nın yeğenlerinden biri olan Don Taddeo Barberini'nin erkek bebeği için de benzer bir tören yapmıştı. Bu durum Astrologlar Aleyhinde Bildiri'de 3. derece kan akrabalığının niçin zikredildiğini açıklar. (ibid., s. 209-210).

9 Castelli'nin Galileo'ya mektubu, 21 Eylül 1630, ibid., s. 150.

10 Francesco Niccolini'nin Andrea Cioli'ye mektubu, 5 Eylül 1632, ibid., s. 384.

11 Giovanfrancesco Buanamici'tarafından yazılan Galileo'nun yargılanmasıyla ilgili eserden alınmıştır, ibid., vol. XIX, s. 410.

12 Francesco Niccolini'nin Andrea Cioli'ye Mektubu, 5 Eylül 1632, ibid., vol. XIV, s. 383-384.

13 Francesco Niccolini'den Andrea Cioli'ye Mektup, 26 Şubat 1633, Ibid., vol. XV, s. 56. Ciampoli suçlanan tek soylu değildi. Temmuz 1633'te, Kardinal Roberto Ubaldini, İspanyollara sempati duyduğu şüphesiyle "parte del Cardinale povero", yani Holy See tarafından bağımsız araçları olmayan piskoposlara ödenen aylıktan mahrum bırakıldı. Kardinal Ubaldi 1618'de Galileo'dan bir teleskop aldı ve mektubunda Galileoya kendi iktidarı boyunca her hizmeti yapabileceğini açıkladı.(Galileo'ya mektup, 29 Temmuz 1618, Ibid., vol. XII, s. 401).

14 Filippo Magalotti'den Mario Guiducci'ye Mektup, 7 Ağustos 1632, Ibid., vol. XIV, s. 369.

15 Francesco Niccolini'den Andrea Cioli'ye Mektup, 11 Eylül 1632, Ibid., s. 389.

16 Ibid., vol. XIX, s. 322,325.

17 Ibid., s. 348.

18 Agotino Oregio, De Deo Uno, Rome, 1629, pp. 193-195, quoted in Antonio Favaro, Oppositori di Galileo VI Maffeo Barberini, Venice, 1921, pp. 26-27.

19 Galileo, Dialogo sopra i due massimi sistemi, Opere di Galileo, vol. VII, s. 489. Riccard, Galileo'ya Dialogue'un sonuna " Efendimiz VIII Urban tarafından size verilen İlahî Tasarruf'dan argümanlar eklemesini tembih etmişti. Pisagoryen argümanlar çürütülemediyse bile bunlar teminat vermelidir" (Ibid., vol. XIX, s. 330). Riccardi Flippo Magalotti'ye Papanın argümanının " tüm diyalog boyunca nadiren geçen ve kendisine gülünen ve dalga geçilen bir karakter olan Simplicio'nun ağzına yerleştirildiğinden şikayet etti." (Flippo Magalotti'den Mario Guiducci'ye mektup), 4 Eylül 1632, Ibid., vol. XIV, s. 379.

20 Ibid., vol. XIX, s. 358.

21 Ibid., s. 351.

22 Benedetto Castelli'nin Galileo'ya Mektubu, 19 Haziran 1632, ibid.,vol. XIV, s. 360.

23 Filippo Magalotti'nin Mektubu, 7 Ağustos 1632., ibid., s. 370.

24 Galileo'nun Elia Diodati'ye mektubu, 25 Temmuz 1634,ibid., vol. XVI, s. 117.

25 Melchior Inchofer, Tractatus Syllepticus. Rome: Lodovico Grignani, 1633, p. 27.

26 Grassi'nin Girolamo Bardi'ye mektubu, 22 Eylül 1633, ibid., vol. XV, p. 273. Pietro Redondi, Raymond Rosenthal tarafından tercüme edilen Galileo Heretic'inde Grassi hakkında daha az yağlayıcı bir açılışa sahiptir. aparinceton University Press, 1987.

27 Inchofer, Tractatus Syllepticus, s. 5.

28 Ibid, s. 8.

29 ibid., s. 31-32. İsa'nın göğe yükselişi meselesi ciddi bir problem olarak kabul edilir ve sıkça tartışılır. Birkaç örnek için bkz. J.G. Locher, Disquisitiones mathematicae de contrroversiis et novitatibus astronomicis. Ingolstadt, 1614, s. 32; Paolo Foscarini, Lettera sopra l'opinione dei Pittagorici e del Copernico della mobilità della terra, Naples, 1615, s. 31; Marin Mersenne, Quaestiones celeberrimae in Genesim, Paris, 1624, column 897. Galileo Dialodue'da bazı okuyucularının korkularını yatıştırmaya çalışmıştı. Opere di Galileo, vol. VII, s. 384-385.

30 ibid., s. 80.

31 F. Ingoli, De situ et quiete terrae contra Copernici systema disputatio, in Opere di Galileo, vol. V, s. 408. Karakteristik olarak Ingoli zamanın Romalı otoritesi olan Kardinal Robert Bellarmine için destek arıyordu. Controversia Generalis de Christo isimli kitabının bir bir bölümünde Bellarmine birkaç argüman sıralar ve şu sonuca varır: " Sonuncusu doğal sebeptir. Gerçekten de şeytanlarla lanetliklerin yerinin, gelecekte melekler ve kendilerine nimet verilenlerin gireceği mekandan mümkün olduğunca uzak olacağı makuldür. Şimdi bizim rakiplerimiz bile diyorlar ki bu yet cennettir ve cennetten, yerin merkezinden daha öte başka hiçbir şey çıkarılamaz" (Controversia Generalis de Christo, lib. V, cap. X, in Robert Bellarmine, Opere Omina. Paris: Vivès, 1870, vol. I, s. 418.) Bellarmine aynı zamanda Purgatory ile Limbo'yu Cehennem yakınlarındaki yeryüzünün merkezine yerleştirir ( Controversia de Purgatorio, lib. II, cap. VI, ibid., vol. III, s. 109-112.

32 Opere di Galileo, vol. XIX, s. 153-154.

33 The Essential Milton, edited by Douglas Bush. London: Chotto and Windus, 1949, s. 183.

William Shea

 ALINTI: http://www.karakutu.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=3591

 





Site Haritası
Site Yöneticisi



ADRES:
Korkut Reis Mah. İlkiz Sok.
Fatih Apt. No: 20/14


06430 Sıhhıye-Ankara
TÜRKİYE
GÜNÜN GÜNDEMİ

Haber

BAŞ YAZI:

15 TEMMUZ ASKERİ DARBE GİRİŞİMİNE KINAMA


TERÖR BAĞLANTILI DARBE GİRİŞİMİ BASTIRILDI.


Değerli Ziyaretçiler, 15 Temmuz 2016 günü gece saatlerinde başlayan terör (FETÖ terör örgütü) bağlantılı, demokrasiye ve özgürlüğe karşı yapılan askeri darbe girişimi, halkımızın sağduyulu hareketleri, TSK.nin genelinin bunları desteklemeyen tutum ve davranışları, polisimizin yerinde müdahalesiyle bastırıldı.....

admin/askerihukuk.net 16.7.2016

Devamı için tıklayınız.
Alıntı Yazılar



BİR BLOG TANITIMI:

BAŞARI
, KARİYER, PLAN


Av. Dr. Volkan ÇELEN

Not: Blog yazarı, insanların eğitim ve iş hayatlarında potansiyellerinin %100’ünü gerçekleştirmelerine yardımcı olma hayalini gerçekleştirmek için sizinle bu blogda buluşuyor.